Sign in to follow this  
Yıldız

Etkileyici bir kitap ‘Kadınlar Okulu’

Recommended Posts

2BF51BD3-7F60-4D3B-BFC2-CD26463B0771.jpeg.12274e2550d4d7e7686b13f5df0f4389.jpeg
Kadınlar Okulu, toplumsal ve bireysel ahlakın en önemli ölçütü olarak bireyin içtenliğini ve kendini tanıması gerekliliğini vurgulayan André Gide'in bu görüşünü en açık biçimde ortaya koyduğu eserlerden biri olarak çıkar karşımıza. Burjuva bir ailenin 1894-1936 yılları arasında üç ayrı bireyi tarafından kendi bakış açılarından anlatılan hikâyesi, dünyayı kendini var etme aracı olarak gören bir adamın ve kendini onun üzerinden yeniden tanımlamaya çalışan bir kadının yirmi yıllık beraberliğinin güncesi gibidir adeta. 
Belirli bir zamanı ve mekânı temel alarak toplumsal ve bireysel olanın birleştiği noktaları ustalıkla yansıtan Gide, bu romanında da, ülkesinin kültürel nabzını XX. yüzyılın politik ve ekonomik gelgitleri arasında son derece isabetli biçimde tutmayı başarıyor.

  • Like 1

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Paste as plain text instead

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Sign in to follow this  

  • Similar Content

    • By Yıldız
      İran sineması dili diğerlerinden çok daha farklı olan yapımlar ortaya koyuyor. Belki İran kültürünün vermiş olduğu bir farklılık, belki yönetmenlerin ve insanların dünyaya baktıkları pencerenin etkisi. Diğerlerinden çok daha vurucu. Kişilere, diyaloglara ve olaylara daha çok bağlı yapımlar. Sanatsal ve sinematografik yönü de oldukça güçlü. İlk izlendiğinde Hollywood yapımlarını izleyen biri için biraz değişik ve alışılmadık gelecek olsa da tadı damakta ve zihinde uzun sürece kalacak filmler çıkıyor İran’dan. Unutmadan bir hatırlatma; genelde hayatın çok keyifli yönlerinden bahsetmeyen, yer yer insanın içini ezen, duygu yoğunluğu yüksek filmler bunlar. Mutlaka izlemenizi önerdiğimiz beş tanesini sizler için derledik. 1) Baran Baran, kelime anlamıyla “yağmur”. 2001 yapımı Majid Majidi tarafından yönetmenliği yapılmış bir film. Film, Tahran’da geçer. Afganistan’ın işgal edilmesiyle binlerce Afgan İran’a sığınır. Afganlar inşaatlarda kaçak çalışarak hayatı bir yerinden kazanmaya çalışır. Film aslında bu inşaatlardan birinde geçiyor.Yürek parçalayan duru bir aşk filmi. Adını ana karakterinden alır. Tüm film boyunca sesini duymadığımız kadından. 2) Sarhoş Atlar Zamanı-Zamani Barayé Masti Asbha İranlı yönetmen Bahman Gobadi‘nin 2000 yılında yönetmenliğini yaptığı Kürtçe/Farsça bir film. İran sınırındaki Kürtlerin hayatını konu alıyor. Tek geçim kaynağı kaçakçılık yapmak olan insanların hikayesini izliyoruz mükemmel kar manzaralarıyla. Filmin adının da bir anlamı var. Kaçakçılık için kullandıkları atlar buz gibi havada çalıştırmak için buldukları yöntemden geliyor. Atların içtiği suya, ısınıp hareketlenebilmeleri için viski katıyorlar. Çaresizliğin tüm soğukluğunu ortaya koyan hüzünlü bir yapım daha. 3) Cennetin Çocukları- Bacheha-Ye Aseman  Filmin yönetmen koltuğunda yine Majid Majidioturuyor. İki küçük çocuğun bir çift ayakkabıyla olan hikayesi. Bir acıyı, sıkıntılı koşulları ajite ederek değil, derin derin mesajlarla veriyor. Unutulan değerlerden ve kardeşlikten başarılı bir yansıma. Bu filmin temasında fakirlik de var, şanssızlık da var ama en çok bağlılık ve güven var. 4) Bir Ayrılık-Codayi-i Nadir Ez Simin Bir Ayrılık, Asgar Ferhadi tarafından yönetilen 2011 İran yapımı bir dram filmi. Film, boşanmak üzere olan Simin ve Nader çiftinin hikayesini konu alıyor. Simin’in İran’dan gitmek istemesiyle başlayan süreç boşanma kararına varıyor. Çocuklarının velayeti için yarışmalarını ve tüm o süreçte yaşananları izliyoruz. Bu arada toplumdaki tüm rolleri, ikili ilişkilerdeki birçok hatayı ve herkesin biraz çaresiz olduğunu görüyoruz. Film sanki bir eve, iki insanın konuşmasına gizlice kenardan tanıklık ediyormuşuz hissi uyandırıyor. Sonunda ise soruyu bize soruyor. 5) Şşş! Kızlar Bağırmaz-Hiss Dokhtarha Faryad Nemizanand  2013 yılı, İran yapımı. Senaryosu ve yönetmenliği İranlı kadın yönetmen Pouran Derakhshandeh tarafından omuzlanmıştır. Başrolde Tannaz Tabatabaei var. Konusu ise: “Şirin birkaç saat sonra evlenecektir ancak umulmadık bir şey olur ve tanımadığı bir adamı öldürür. Bu suçun sebebi, Şirin’in kâbus dolu çocukluğunda gizlidir. Sır düğümleri bir bir çözülür ve asıl soru ortaya çıkar: “Gerçek Suçlu Kimdir?” Yönetmen çocuk istismarı, cinsel taciz ve tecavüzün bir insanın üzerinde bırakacağı yaraları, bu yaraların sebebiyet verebileceklerini anlatmayı ummuştur filmde. Tüm bunları yaparken bir toplum eleştirisi yapmış, aynayı suçlu olmadığını zannedenlere tutmuştur. Suçlu olmak sadece suçu işlemek değil demiş, tüm duyarsızlıkların o suça sebebiyet verdiği fikrini aktarmıştır. 6) Kaplumbağalar Da Uçar Kaplumbağalar da Uçar Sarhoş Atlar Zamanı’nın da yönetmenliğini yapan Bahman Gobadi‘nin 2004’te çektiği filmi. Bu filmde yönetmen savaşın gerçekliğine, en çok çocukların nasıl vurulduğuna ayna tutmuştur. Savaşı, çocukların gözünden ve onların hayatlarına odaklanarak anlatmış. Savaşın paramparça ettiği o hayatları göstermiştir. Agrin, Hengov ve Riga’nın hikayesi üzerinden…
  • Recently Browsing   0 members